Şerif Göktaş: “Kırsalda Besicilik Bitme Noktasında”
Tarih: 26.09.2017 - Salı
1998 yılında Gaziantep’in Nizip İlçesinde bin büyük baş hayvanla besicilik sektörüne ilk adımlarını atan Göktaşlar, geçen 19 yıllık süreç içerisinde Türkiye’nin en büyük et kombinalarından ve besi yetiştiricilerinden biri olmayı başardı. Göktaşlar, 32 bin hayvanın beslendiği 400 dönüm arazi üzerinde besi çiftliği, Gaziantep Organize Besi Bölgesinde 30 bin metrekare alanda kurulu et kombinası ve İstanbul Esenyurt İlçesinde Et Entegre Tesisi ile toptan et sektörüne hizmet vermekte. Mera ve çayır alanlarının yok denecek kadar az olduğu bir bölgede, et sektörünün ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olmayı başaran Göktaşlar Et ve Et Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Göktaş ile şirketin başarı öyküsü, geleceğe yönelik hedefleri ve sektörün beklentilerini konuştuk.

1-Şerif Bey, Türkiye’nin en büyük et üreticilerinden Göktaşlar, ne zaman ve kim tarafından kuruldu?

 Gaziantep'in Nizip ilçesinde 1998 yılında Osman ve Şerif Göktaş tarafından kuruldu. Göktaşlar Et şu an Nizip’e bağlı Doğrular köyünde 400 dönüm arazi üzerine kurulmuş bir Besi Çiftliği, Gaziantep Organize Besi Bölgesinde 30 bin metrekare arazi üzerine kurulu bir et kombinası ve İstanbul Esenyurt’ta Et Entegre Tesisi ile toptan et sektörüne hizmet vermekte.

2- İşe ilk başlanıldığınız yıllarda üretim alanınız ve besi hayvan sayınız ne kadardı? Şimdi bu rakamlar ne oldu?

Besicilik sektörüne ilk adım attığımızda düşüncemiz bin adet hayvandan ibaretti fakat demirci ustalarımızın yaptığı yanlış hesaplamanın akabinde alınan demirler fazla gelince bu sayıyı iki bine çıkardık. Tabi geçen yıllar bizleri çiftliğimizi daha da büyütmeye yöneltti. Geçen zaman zarfı içerisinde kapasite artışına gidip şu an ki mevcut büyükbaş hayvan varlığımızı 32 bin adete çıkarmış bulunmaktayız. Besi çiftliğimizi büyütme konusundaki çalışmalarımız devam ediyor, sonlanınca bu rakamı 45 bin büyükbaş hayvana çıkarmış olacağız.  

3-Oldukça zor ve meşakkatli bir iş olan büyükbaş hayvan besiciliğiyle uğraşıyorsunuz. Bu sektör baba mesleğimi, yoksa sonradan dahil olduğunuz bir iş mi?

Kendimizi bildik bileli hep bu meslekte hep yol kat etmeye çalıştık. Hani geceyi gündüze katmak deyimi vardır ya bizimki de aynen öyle bir durum. Gerçekten zor ve meşakkatli bir işle iştigal ediyoruz. Her şeyden önce büyük bir özveri ve gayret istiyor. Tüm bunların yanı sıra daha da önemlisi yaptığınız işi tüm zorluklarına ve cefasına rağmen seveceksiniz. Bizde ata mesleği bildiğimiz bu işi gelecek nesillerimize aktarmak için severek yapıyoruz.

4-Göktaşların gerek besi gerekse de et kombine tesisleri bakımından Türkiye’deki yeri ve önemi hakkında bilgi verir misiniz?

Şu anda tek bir noktada bu kadar hayvanı bir arada besleyebilen Türkiye’de tek tesisiz diyebilirim. Kapasitemizi yıl bazında hesapladığımız zaman bu ortalama yılda 45 bin büyükbaş hayvan üretimine tekabül ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu yıllık ortalamayı 60 bine çıkarmak hedeflerimizin başında gelmekte. Bunun yanı sıra entegre kombine sistemimiz ise yine Türkiye’de ki en büyük tesislerin başında gelmekte. Tesis 30 bin metrekare kapalı alanda kurulu olup saatte 90 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan kesebilme kapasitesine sahiptir. Etlerimizin lojistiği bize ait olup, soğutuculu araçlarla İstanbul’a sevk edip orada satışını gerçekleştirmekteyiz.

5-Sektörde yaşanılan sorunlar ve beklentileriniz neler?

Bu soruya geniş bir şekilde bakacak olursak, yem sektöründe ki ham madde fiyatlarının yüksek oluşu, Türkiye’deki yerli hayvan fiyatlarının çok yüksek olması ve hayvancılık sektörünün istikrarsızlığı sektörde yaşanan sorunların başında gelmekte. Beklentilerimiz saydığımız bu sorunlara en kısa sürede en etkili şekilde çözüm bulunması.

6-Gaziantep 1990’lı yıllarda canlı hayvan ihracatının merkezi konumundaydı. Yıllar içerisinde ithalatçı konuma geldi. Artık köylerde canlı hayvan üretimi neden yapılmıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz.

Yeterli mera alanının olmayışı ve ülke nüfusunun hızlı bir şekilde artış göstermesi bu durum için bir etken olarak görülse de yetişen yeni neslin bu sektöre ilgi duymaması, var olanların sektörden çekilmesi ve üretimdeki en önemli girdi kalemlerinde biri olan yem miktarının az olması ithalata yönelmemize neden oldu. İthalatta da yeterli ve zamanında hayvanın ülkemize gelmeyişi et fiyatlarını olumsuz etkilemekte. Bunların yanı sıra verimsizleşen topraklar yem fiyatlarını arttırdığından dolayı yıllarca ekmeğini bu sektörden kazan insanlar zamanla bu mesleği artık yapamaz hale geldiler. Köylerde canlı hayvan üretimi neredeyse bitmek üzere çünkü insanlar zor bir şekilde hayvan besleyip yetiştiriyorlar onlara emek verip zahmetlerini çekiyorlar. Hayvanlarını kesimhaneye götürüp emeğinin karşılığını alamayınca besiciliği istemeyerek te olsa terk etmek zorunda kalıyorlar. Şu an köylerimizde besicilik yok denilecek kadar az bir seviyeye düştü.

7-Türkiye’de et fiyatlarının yüksek olduğu ifade edilmekte bunun nedenini girdi fiyatlarının yüksek olmasına bağlayabilir miyiz? Çayır ve mera alanlarımızın az olması da bu konuda bir etken mi?

Bu konuyla ilgili tabii ki yem fiyatlarının artışını çok büyük bir faktör olarak gösterebiliriz. Ham madde olarak mısır ve arpa sektörün olmazsa olmazı durumunda. Bu iki ürünün şu an ki rakamları yüksek, bu yüksek fiyatlar bizim için artı maliyet demektir. Bizde vatandaşlarımızın ucuz et almasını istiyoruz. Ama çayır ve meralar nerelerde kaldı ki? Şimdi gözünüzün aldığı her yerde bir şehirleşme var, her yerde projeler yapılıyor. Hayvancılık için yeterli olacak alanlarımız kalmadı gibi var olanda bitme yolunda ilerliyor.

8-İş hayatınızda başarınızın sırrını neye bağlıyorsunuz? Çalışma hayatında başarıyı yakalamak isteyen gençlere ve girişimcilere ne gibi tavsiyeleriniz var?

İş hayatımda başarının kesinlikle o işi severek ve dürüstçe yapmaktan geçiyor. Eğer gerçekten bir başarı elde etmek isteniyorsa bunun için öncelikle mutlaka azimle olmak ve o işi sevmek gerekiyor. Sevmediğiniz ve kendinizi mutlu hissetmediğiniz bir işte başarılı olmak imkansızdır. Mesela bizim işe bakıldığında yaptığımız iş belki dışarıdan kolay görünebilir ama sizden çok büyük fedakarlıklar isteyen bir meslektir. Bu işin gecesi gündüzü yoktur, beslediğiniz hayvanlara gözünüz gibi bakmalısınız. Gençlere tavsiyem sevdikleri ve istedikleri meslek ne ise onu yapmaları. Çünkü az önce dediğim gibi bir mesleği eğer gönülden severek yaparsanız başarı çok uzak değildir ve kendiliğinden gelecektir. Fedakârlık yapmaktan hiçbir zaman çekinmeyin, gerekiyorsa çok erken uyanın, gerekiyorsa çok geç uyuyun, bu uğurda yorulun, alın teri dökün ama asla pes etmeyin, azim başarmanın yarısıdır.

DİĞER HABERLER
TWİTTER TAKİP ET